Tiyatroya gitmek isteyip bir türlü gidemeyenlerin ortak cümlesi aynıdır: "Bir ara mutlaka." Sorun ilgi eksikliği değil; tiyatronun bir alışkanlık olarak kurulmamış olmasıdır. Sinemaya gitmek kendiliğinden olur çünkü seans boldur ve karar anlıktır. Tiyatro ise planlama ister.
Alışkanlığı kurmanın en kolay yolu: takvime bağlamak
En işe yarayan yöntem, oyunu seçtikten sonra tarih aramak yerine önce tarihi belirlemektir. Ayda bir akşamı baştan ayırın; o tarihte ne oynuyorsa arasından seçin. Bu, "uygun zaman bulamadım" sorununu ortadan kaldırır.
İlk oyunlar için seçim önerileri
- Uyarlamalar: Okuduğunuz ya da duyduğunuz bir romandan uyarlanan oyunlar, hikâyeye yabancı olmadığınız için rahat bir giriş sağlar.
- Komedi: Klasik komediler seyirciyle doğrudan temas kurar; ilk deneyimi keyifli kılar.
- Tek kişilik oyunlar: Kısa ve yoğundur. Uzun oyunlardan çekiniyorsanız iyi bir başlangıçtır.
Deneysel ve soyut anlatımlı işleri ilk oyun olarak seçmemek genellikle daha iyi sonuç verir; bu yapımlar tiyatro diline aşinalık ister.
Pratik notlar
Salona en az 15 dakika önce varın. Perde açıldıktan sonra geç kalanlar çoğu salonda ilk uygun sahne geçişine kadar içeri alınmaz. Bu bir katılık değil, sahnedeki oyuncunun konsantrasyonunu koruma yöntemidir.
Aranın uzunluğunu baştan öğrenin; iki perdelik oyunlarda toplam süre üç saati bulabilir.
Bir sezon sonra ne değişir?
Düzenli tiyatroya gidenlerin fark ettiği ilk şey, oyuncu tanımaya başlamaktır. İkincisi, sahne tasarımının ve ışığın anlatının parçası olduğunu görmek. Üçüncüsü ise beğeninin netleşmesi: hangi tür anlatının size iyi geldiğini birkaç oyun sonra kendiniz anlarsınız.
Türkiye genelindeki oyun turnelerimizi Etkinlikler sayfamızdan görebilirsiniz.

